| Yazar | : | Şevket Arı |
| İsbn | : | 9754372454 |
| Yayın Tarihi | : | 1998 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 399 |
| Ölçü | : | 12 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Ötüken Neşriyat |
Şevket Arı, edebiyat tarihlerimizde adı geçmeyen bir hikayecimizdir. Bugün, onun hikayelerini okurken, bu unutulmuşluğu açıklamakta zorluk çekiyoruz. Kendisi, yazdıklarında, gördükleri ve duyduklarından başka hiç bir katkı olmadığını söylüyor: "Bunlar, tarhana çorbası, bulgur pilavı ve ayranla donanık bir sofrayı pek andırırlar sanırım."
Gerçekten de hikayeler, alabildiğine yalın, rahat ama disiplinli bir anlatıma sahiptir. Ömrü kırda, bayırda çalışarak geçmiş olan yazarın, Milli Mücadele'nin arka planından kesitler veren hikayeleri de, o ölçüde gerçekçi, yalın ve etkileyicidir.
Bu yazılarda, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bizim insanlarımız anlatılıyor; yoksulu, zengini, cahili, okumuşu, arifi, çalışkanı, tembeli, aptalı, akıllısı ile bizim insanlarımız. Bunlar genellikle köylü, çiftçi, işçi, işportacı, küçük kasaba esnafı türünden kimselerdir. Bu yaşayan, sıcak insanların her birinde, bizim geleneksel imanımızdan, milli değerlerimizden bir yansıma görüyorsunuz. Aykırılık yahut sapmalar da bu çizgiye göre. O insanlar bize kendimizi ve milletimizi sevdiriyorlar; onlar için bir şeyler yapmak, dertlerine koşulmak ihtiyacını duyuyoruz. Yazar, çoğu kere, toplumumuzun hikaye anlatma geleneğine uygun olarak, bazı yazılarının sonuna, bu hikayeden alınması gereken dersi, hikayenin hikmetini de ekliyor.
Şevket Arı seven bir insan, yüreği olan bir yazar; gerçekçi memleket edebiyatımızın en önde gelenlerinden biri sayılmaya değer bir kalem. "Yazılarımın tek kaynağı, köy ve kır alemleridir. Şimdiye kadar her nedense, buralara pek ayak atılmamış ve el de değdirilmemiştir. Bazı bazı, arkadan övülmüş ama içten sevilmemiş, hor görülmüş, özenilmemiş, bezenilmemiş ve hatta benimsenmemiştir." Yazar bu satırları ile kendi farkını, 'içten sevgi' farkını işaret etmiş oluyor.
Yıllarca sonra, Marksist rüzgarların esiri olarak ortaya çıkacak olan sosyal gerçekçi köy edebiyatı, bizi, kendi insanlarımızdan nefret ettirmek, bir kesim insanı bir diğerine karşı kinlendirmek için uğraştı.